test

Pazartesi, 10 Şub 2020 yorum yok

sdasdasdasdasdsdasd

[download id=”91″]

Categories: Genel Tags:

D.Gray-man İncelemesi

Çarşamba, 15 Oca 2020 yorum yok
Resim

Akuma, Millennium Earl(Milenyum Kontu), Allen Walker, Exorcist(Ruh kovucu) kelimelerini versem ve bu size neyi çağrıştırıyor desem, seriyi takip edenler hemen D.Gray-man diye geri dönüt verir. Aynen öyle! Bugün D.Gray-man’i elimden ve klavyemden geldiğince, spoiler vermeden size tanıtmaya çalışacağım.

Resim
The Earl of Millennium
Resim
Herhangi bir Akuma

Hikayemizin Akuma’lar ve Exorcist’ler arasındaki savaşı onu almaktadır. Milenyum Kontu denilen bir zat-ı muhterem kendince Tanrı’yı karşısına almış ve ona savaş açmıştır. Savaş insanları dünyadan silme ve yerine kendi ailesini getirmektir. Bunu ise Akuma adı verdiği kuklaları ile yapacaktır. Akumalar öyle özel kukladır ki insanların ruhları ile canlanır ve bedenleri ile bütünleşir ve sonrasında bir silaha dönüşür.(Ayini notta belirttim okumak isteyen geçebilir 😀 )

Bunu harekete geçirmekse şöyle bir ayinle başlar. Ayinde 3 kişinin bulunması yeterlidir; Yapımcı(yani Milenyum kontu), Sevdiceğini kaybeden masum köylü, öteki aleme gitmiş muhterem.
Birbirine derin bağlar besleyen iki insan düşünün; iki sevgili ya da bir ebeveyn ile bir çocuk. Biri olmadan biri eksiktir ve aralarında büyük bir sevgi bulunmaktadır. Bir gün gelir bu ikiliden biri elim bir kaza sonucu hayatını kaybeder. Diğeri ise onun acısına dayanamaz ve mezarı başında ağlar. İşte o sıra Milenyum kontu belirir ve der ki:
“- Hey, sen oradaki bunu çok mu seviyordun, onu tekrardan sana getirmemi ister misin, sevdiğini acımasız olan yaratıcıdan alayım mı?” der. Büyük hüsran yaşayan ve ruhen yıkık olan masum köylü de derki:
“- Hacı sen kimsin sormuyorum, bu zaten gereksiz bir soru. Bunu nasıl başarıcan?” der. Bizim milenyum kontu elinde hazır olan bir kuklasını çıkarır ve:
“- Bak bu senin sevdiceğin X e can verecek kukla, onun bu kuklaya gelip can bulmasını istiyorsan aşkla, şevhetle veya derin bir sevgiyle ismini haykır ve tanrı’dan onun ruhunu buraya aktar!” der. Masum köylü bağırır ve harbiden de sevdiceğinin ruhu o kuklaya gelir. Sevdicek gelir gelmez:
“- Lan sen ne yaptın, beni aşağılık bir Akumaya dönüştürdün!” der. İşte burada masum köylümüz ben kötü bir şey mi yaptım diye avel avel düşürken Milenyum kotu araya bir kez daha girerek, kuklasına:
“- Seni çağıran bu herifi öldür ve bedenini al!” diyerek ayini tamamlar. İşte Akumamız doğmuştur ve ilk cinayeti işleyerek adam öldürmeye programlanmıştır.
Resim
Lanetlenmiş gözünü aktif olarak kullanan Allen

Bu silahla savaşanlara ise Exorcist(Ruh kovucu) denir ancak Exorcist(Ruh kovucu)’ler onlarla savaşırken masumiyet bulunan silaha ihtiyaç duyar. Çünkü bu silahlar(Akumalar) normal şeylerle hasar almazlar, baltayla ikiye ayrılmaz ya da tüfekle can vermez. Buna zarar veren antisilahlar Innocence(Masumiyet)tir. Masumiyeti öyle herkes kullanmıyor. Masumiyet kendi savaşçısını kendisi seçecek ve seçtiği adama göre şekil alacaktır. Bu o kadar kolay değildir. İki tip taşıyıcı vardır. Biri parazit tip; vücudunda doğuştan masumiyet olanlar, diğeri ise sonradan kazananlar; elinize yeşil bir küp veriliyor ve sizle uyumluysa şekil oluyor. Karakterlerden biri olan Kanda da Kılıç, Lenalee de hızlanmaya yarayan bir ayakkabı gibi. Bunları kullanmayı öğreten, masumiyet ve savaşçısı arasındaki uyumu yüksek seviyeye çıkarıp, akumalarla savaşa hazırlayan organizasyonda Kara Emir’dir. Kimse bağımsız Exorcist olamıyor.

Resim
Yu Kanda
Resim
Lenalee Lee

Neyse hikayeyi başlatmamız lazım; Bizim Allen Walker kardeşimizde sol kolunda masumiyet taşıyan parazit tip ve henüz Exorcist olmamış bir çocuktur. Üvey babası Mana Walker’ı çok sevmektedir. Ancak bir gün babasını kaybeder. Mezarı başında ağlarken bizim sinsi Milenyum kontu gelir ve yukarıda ayinde yazdıklarımı Allen’e söyler. Biricik Allen’imiz babasının adını söyler ve kukla can bulur. Allen sen ne yaptın der Mana ve Allen’i hem lanetler hem de istemsizce Allen’in canını almaya gelir (çünkü Akumalaşacak kukla, çağıranı öldürüp bedenini almaya programlanmıştır). Ancak milenyum kontu’nun, Allen’in ve Mana’nın bilmediği bir olay vardır, o da Allen’de masumiyet oluşudur. Tam Allen’in üzerine atlayıp canını alacakken Allen’deki masumiyet tepki verir; kendini ve Allen’i korumaya çalışır ve Mana’nın kuklasını yok eder. Allen şok halindedir çünkü babasını ikinci defa kaybetmiştir, ikincisinde canını kendisi almıştır. (Unutmadan Allen’deki lanette akumalarla insanları ayırabilen bir sol gözdür. Allen akumalarla savaşırken ya da şüphelendiğinde o gözü aktif hale getirir.)

Resim
Allen Walker
Resim
Mana Walker
Resim
General Cross Marian

Şans eseri oradan geçen General Cross, baygın halde olan Allen’i görür ve himayesine alır. Ona ikinci babalığı yapmıştır diye bilirim(spoileri girmesin diye bazı şeyleri belirtmiyorum. Manganın 220’li bir bölümde ne dediğimi anlayacaksınız). Allen’in tamamen hazır olduğunu düşündüğü vakit Kara Emir’e tavsiye mektubu yazar ve Allen’i oraya Resmi bir Exorcist olmaya gönderir. Böylece Allen’le macera başlar.

Manga olarak başlayan serinin animeleri(serinin birinci animesi: D.Gray-man, serinin ikinci(devam) animesi: D.Gray-man Hallow) de bulunmaktadır. Animeleri şuan da final yapsa da mangası devam etmektedir. Manga yıla bakarak sayısıyla uyumsuz diye bilirsiniz. İlk zamanlar hafta bir çıkan manga iken mangakası Katsura Hoshino’nun rahatsızlı sebebiyle bir zamanlar ara vermiş arkasından da üç ayda bir, ayda bir çıkar duruma gelmiştir. Şuanda manga devam etmektedir.

Symbian’ı ve Destekçilerini Yad Edelim!

Pazartesi, 13 Oca 2020 yorum yok
DİKKAT! Bu yazı bol özlem ve anı içerir. Genel anlamda özneldir. Beğenmeyebilirsiniz!

Yıllar öncenin Apple’ı Nokia; iOS’i Symbian!

Aslında bu konuyu Arşiv’de mi paylaşsam burada mı paylaşsam tam karar veremedim, o nedenledir ki konuyu iki parça halinde hazırlamakta fayda gördüm. Bu konu nereden esti derseniz de, geçen MaxiCep’te bir konu gördüm, “Ah ah nerede o eski MaxiCep, nerede o eski Symbian OS!” diye veryansın eden biri biri vardı. “Eskiden böyle değildi, burada bolca oyun indirir oynardık burada konu paylaşır sohbet ederdik” yazmıştı.

Ona canı gönülden katılıyorum, çünkü ilk üyeliğimin olduğu forum sitesi oydu desem doğru olur. Sonra Forum AlevCepTeamCepmodCepTimTurkiyeCepPlusCepNetyol… diye gidiyor. Ama o zaman gerçekten de MaxiCep öndeydi.

Ama bir site vardı ki o site gibi bir sitem olsun diye yola çıkıp MaxiTR.Net’i kurmuştum. Anasayfası zengin içerikli ve WordPress temalı, üyeler de birbirleriyle bilgi alışverişi yapsın diye de ücretsiz ama kaliteli forum scripti olan MyBB kullanmayı planlıyordum. O sitenin yapı bakımından neredeyse kopyasını yapacak kadar da hayran, ama içerik sadece genel manada olmalı, herkese hitap etmeli ve herkesin aradığı şeyi ayağına sermeli diyecek kadar da kendimce özgündüm. Aslında özgünlüğü kısmen de olsa Gezginler yapıyordu ama gezginler de bir eksik vardı, gezginlerin bir üyelere sunduğu, fikir alışverişinde bulunduğu bir forum sitesi yoktu. Neydi o site derseniz:

Mobi11.Com / Mobi11.Net Forum

Bak kaç sene geçti üzerinden daha böyle bir site ne gördüm, ne de yapabildim. Bizler konuşmuştuk onlarsa yapmıştı. Saygıyla eğiliyorum önlerinde!

2015’de kepenk kapattılar bir daha açmamak üzere. Sosyal medyanın gözü kör olsun. Böylelerini tarihin tozlu raflarına bıraktığı için.

Ha, şunu sorabilirsiniz, neden yukarıdaki siteler arasında bunu belirtmedin diye; cevapsa çok basit: Efsaneler ayrı bir yeri vardır ve övülmeyi hak eder!..

Bu, önderlik edilen işe, üye sayısına göre değişebilir. Neden? Abi, CepTeam var olan oyunları modlayıp yeni oyunlar çıkarabiliyordu. Mesela N-Gage için hazırlanmış Fifa 2004’ü öyle bir modlamışlardı ki, dönemin bilgisayarlarındaki gibi bir hissiyat veriyordu. Açılışta müzikler, Türkçe spiker, güncel kadrolar, eski oyuncuları yad etmek için hazırlamış efsane ligi! Eee, bunu yapan başka bir site ya da ekip yoktu, Sadece o mu adamlar Real Football içinde aynısı yapmışardı. Hatta bir çok oyunu Türkçeleştirmişlerdi! Siteye üyelik için bile davetiye istiyorlardı. O derece premium bir siteydi. Gel de bu adamların hakkını ye!

Sonra site kapandı ekibi CepMod’da toplamaya çalıştılar ama gel gör ki, Apple, iPhone ile popüler olmuş, Android’i Google yayınlamış, Nokia son demlerini yaşıyor iflas etti edecek, artık Symbian’ın yüzüne bakan yok; ne yazı ki ekip en fazla 1 yıl kalabildi ve tarihin tozlu raflarına eklendi.

Gelelim MaxiCep’e Türkiye’de ki en eski cep forumu diye biliyorum. Onlarında CepTeam’dan eksik kalır yanları yoktu. Symbian’ın s60v5 serisiyle birlikte MaxiPDA adı altında Uygulamaları Türkçeleştiren ekibi kurdular ve bunu özel kategori ile yayına soktular. Ayrıca yıllardır açık ve en fazla içeriğe sahip bir site, boru mu bu!

Ama MaxiCep’te bazı olaylar o zaman patlaklar vermiş ve bazı üyeler arasında sorunlar çıkmış değer veren üyeler oradan ayrılmışlardı. Bunlardan biri BaşıBozuk ve destekçileri, diğeri ise Çilekeş(Allah rahmet eylesin) ve destekçileriydi. Biri-BaşıBozuk- kendi destekçileriyle Farukuzam’a yardımcı olmuşlar ve TürkiyeCept’e sükse yaptırmışlar ve TürkiyeCep tarihinin internet alemindeki en büyük zirvesini yaşatmışlardı, daha sonrada PlusCep’i kurmuşlardı; diğeri-Çileke$- ise hala efsane sayılır, Çilekeş’in vefat etmeden önce devrettiği site olan ForumEXE‘yi kurmuştu! Tabi PlusCep’e o dönem MaxiCep bizden üye çalıyor bizim kopyamız dese de ben o zamanlar tartışmanın sonunda olduğumdan doğru ya da yalan demeyeceğim. Tek bildiğim İki tarafında birbirini sevmediğiydi!

Symbian’dan buraya nasıl geldik diyecekseniz; işte sosyal medya ve eklentilerinin yokluğunda web sitelerde dedikodular böyle yankılanıyor ve bu derece sansasyonel hale geliyordu. Çünkü o zamanlar Twitter tam popüleler olmamış Facebook Türkiye’de emekliyor, MSN altın dönemini yaşıyordu(aralıkta vereyim 2007 – 2013 arasını içerir)

Şahsi düşüncemdir katılmayabilirsiniz(yazının baştan sona tamamı şahsi düşüncem 😀 ), Sosyal medya sitelerini birazcıkta internet siteleri popüler etti. Tamam Facebook ve Twitter gerçekten iyi sitelerdi, zaten bilinmeye ve duyulmaya başlanıyordu. Ama her sitenin bir yayıncı/yapımcı bir ekibi varsa hemen Twitter’dan bir hesap alıp ya da Facebook’tan bir grup oluşturup orada duyuru paylaşıyor. İstenilen oradan buraya kullanıcı çekmekse de, onları bilmeyenlere(Facebook ve artikellerinden bahsediyorum) onları tanıttın.

Bunlar popüler oldu forumlara, bloglara vs. diğer eklentilere artık gerek kalmadı. Sonucu App Store ve Google Play de devreye girince bu siteler sadece geride bakakaldı.

Symbian’dan buraya nasıl geldik!

Şİmdi Symbian’ın 2011’e (yanlışsa lütfen düzeltin) kadar bir marketi yoktu. Uygulama veya oyun yapımcıları bunu kendi siteleri üzerinde paylaşıyor ve takipçilerden buradan nemalanıyordu. Bu şekilde bir çok forum ve blog’da paylaşılıyor ve diğer sitelerde bunları kendi arşivine ekleyerek sunuyorlardı. Hal böyle olunca ve de Nokia’da büyük bir marka olunca her site’ye siz uygulama ve oyun severler üye olmak durumda kalıyordunuz. Eski siteler elbette 100 Bin üyeye ulaşırlar. Bilgi beleş değildi böyle. Bazıları Allah rızası için bıraksa da, bazıları reklam rızası için dosyayı kendi sitelerine ek dosya olarak bırakıyor ve seni üyeliğe zorluyordu. Popüler sitelerin olayı buydu.

E bi düşünün: Telefonunuz 6630,www(www.TRBoard.xyz gibi) uzantılı forum yada blogdan bilgisayarınıza indirip data kablosu ile telefonunuza dosyayı yükleyeceksiniz, sonrasında kurulumu yapacaksınız ya da hafıza kartı atıp elefonunuza dosyayı yükleyeceksiniz, sonrasında kurulumu yapacaksınız ya da bir wap(wap.TRBoard.xyz gibi) uzantılı siteye girip oyunu indirip öyle yükleyeceksiniz.

Yine benim jenerasyonum ve üzeri olanlar hatırlayacaklardır, mobil ve bilgisayar siteleri olarak internet siteleri 2’ye ayrılıyordu. Telefonlardaki tarayıcılar bu kadar gelişmiş değildi. O sebeple lite versiyonlar wap. diye uzantı ile geliyordu. Wap’ı web’te, web’i wap’ta görüntüleymiyordun. Bir nevi sitelerin mobil tema giymiş haliydi. wap.turkcell-im.com ve sivaswap.wen.ru en bilinenlerdi 😉

Bir de mobilde zamanının en iyi futbol menajerlik oyunu çıkmış Play Store’un yok sadece falanca site var hemen girip oradan indiriyorsun. Diğer sitede Türkçe spikerli futbol oyunu var, ee oradan da onu indiriyorsun.

Dolaylı yoldan Nokia kâr marjını arttırıyor sende diğer sitelere üye olarak buna destek veriyorsun. Her yükseliş dönemin bir gerileme ve kaybolma dönemi vardır. Nokia’da bunu en sert şekilde yaşayan firmaydı. Hatırlayın yakın dönemde iPhone’un satış miktarı düşse de kar aşağı yukarı aynıydı. Sebebini hatırlayın; en iyisi biziz, biz yapıyorsak sizde alacaksınız.

İphone 6 tasarımını bir kaç rütuşla 6s,7,8 uyguladı, 10’da ekran değişti şöyle böyle dendi. Ama fiyat yükseldi. Herkes kesesine ve ihtiyacına göre olanı tercih eder. Bir taraftan Huawei en iyi kamerayı sunuyor, diğer yandan Samsung yılan gibi tasarımlarla herkesi kendine hayran bırakıyor, Xioami fiyat performans olarak yüksek donanımlı telefonlarını ucuza satıyor; ee sen geliyosun bak geçen metaldi şimdi paslanmaz çelik, bak ekran küçüktü şimdi büyüdü deyip üstüne bir şey eklemezsen kusura bakma kimse sana bakmaz. Apple bu hatasının fazla geç olmasa da farkına vardı ve iPhone 11 serisinde fiyat performans telefonu olarak iPhone 11 i en düşük fiyatla Türkiye’de mağazasına ekledi. Hatta kur hesabı yaparken Türkiye’de beklediğimden de aşağıda satışa çıkardığını söylememde yalan olmaz. İşte Nokia bunu yapamadı, hatasının farkına erken varamadı. Bunu anladığında ise vakit çoktan geçmiş ve atı alan Üsküdar’a ulaşmıştı.

Nokia’nın sıkı takipçilerinden biri olarak kendimi bildim bileli takip ediyordum. Dünyada en garip telefon modellerini üreten ve Symbian OS işletim sistemini ilk defa kullanan markaydı. 6600 modeli devrimdi Nokia için. Neredeyse tüm oyunları ona uygun yapıyorlardı. 6600 almayan bir genç yok sanırsam o dönemlerde. Hatta benimde vardı. İçinde yok yoktu. Menüde oyunlar klasörü yapmış, alt klasörleri de ona eklemiştim(Şuan ne iOS ne de Android’te var. Lan yıllar önce Symbian bunu yapmıştı ne var zalimler şunu getirseniz. Telefonumu adam akıllı düzenlesem, her şey birbirinin içinde). İşte Real football serisi, Asphalt serisi, FIFA serisi, Splinter Cell serisi, diğer oyunlar falan hepsini bu linkte arşiv olarak paylaşmış olacağım, bakarsınız bir gün 6600 ya da 6630 alasım tutar 😀

Yukarıda belirttiğim sitelerde bayağı takılırdım. 6600 aldığım dönemde en iyi telefon oydu ama tek eksiği içinde MP3 formatını destekleyen bir müzik çaları yoktu. İşte bu sitelerde Winamp, Ultra MP3… gibi programlarla müzik dinlemeye çalışıyorduk. Sivrisinek savar, Panda Security, Opera Browser(ki en iyisi buydu bence diğer programlardan ziyade, web sayfalarını az çok telefondan görüntüleyebiliyorduk) gibi programlarda yüklüydü telefonumda. Şimdi bunlarda ne var diyen yaşça benden küçük arkadaşlar vardır. Dostlar şuan Spotify neyse o zaman Ultra MP3 oydu. FIFA yine FIFA. Assassins Creed, Prince of Persia… şuanla tek farkı online değilsiniz ve offline oynuyordunuz bunları. Play Store yok, App Store yok, işte cepteam var, maxicep falan var. Onlarla idare ediyordunuz. Forumda biri bir yerde oyun tema bulduğunda hemen bir konu olarak bir yerde paylaşır daha fazla insan yararlansın diye uğraşırdı.

Resim

Tabi Nokia için herşey yolundaydı ama Nokia’nın bencil olduğu bir durum vardı. Symbian OS işletim sistemini tekelleştirmek. Yani o dönem Nokia, Samsung, Sony Ericsson gibi markaların kullandığı bu işletim sisteminde Nokia sadece kendinin söz sahibi olmasını istedi. Yanlış bir hamle olduğunu, iflasa geldiği 2011 gibi anlayacaktı.

Resim

Symbian’ın da hızını kaybetmesi açık kaynaklı olarak açılması yüzden oldu(hatalar zinciri). Önce konsorsiyumdan çekilen Psion’un hisselerini Nokia’nın almak istemesi konsorsiyumun diğer üyelerini epey kıllandırdı. Nokia’nın tekel yaratmaya meraklı yöneticilerinin daha önce de benzer hareketlerini görmüştük. Daha sonra Nokia’nın Symbian’ı sahiplenmesi geldi. Zaten bu %70’lik pazar payı da Nokia’nın tüm ürünlerinde Symbian kullanmasıyla elde edilmişti. Symbian ortaya çıktığından bu yana bu işletim sistemi neredeyse tüm Nokia modellerinde kullanıldı. Diğer markaların bu işletim sistemini kullanımı ise gittikçe düştü. Örneğin 2009 yılında piyasaya çıkan Symbian işletim sistemli 13 telefondan on adedi Nokia, biri SonyEricsson biri de Samsung.

Buraya kadar gidişler normaldi ama 2008 de Android’in çıkması Symbian’a alternatif arayan markaları heyecanlandırmıştı. Samsung Galaxy serisi ile buna ilk kullananlardı. Sonra HTC ve LG de katıldı bu kervana. Ama en büyük darbe burada değildi. Alttan alttan Steve Jobs abi ilk iPhone’u tanıtmış ikinciyi tanıtacaktı. iPhone o dönem devrimsel yeniliklerle geliyordu. iPhone 2 den sonra popülerleşen iPhone kasıp kavuruyordu. Google geride kalmamış 2005 de dümenine geçtiği Android’e önem veriyor ve 2008’de kullanımını isteyene sunmuş, iPhone karşına 2012 de Play Store ile çıkmıştı. Şimdi her hareketiyle fan toplayan iPhone, Nokia’nın tahtına yavaştan oturmuştu ancak Google’ın popülerliği ve Android’e yatırımı sayesinde 2012 de Android kullanımı artmıştı. Sonuçta Play Store’u gören meraktanda olsa kullanmak istiyordu.

Ama gel gör ki rakiplerinden gelen yatırımlar ve yeniliklere ayak uyduramayan Nokia, kendini hala muhteşem bir yerde sanıp boş hayallere dalmış, üst yöneticiler şirket çalışanlarını dinlemiyorlar ve kendi hayal alemlerinde uçuyorlar derken birde gözlerini araladılar ki, o da ne borç batağındalar ve satışlar düşük, rakipleri sektörde uçup gitmişlerdi. İlk önce şirket çalışanlarını dinlediler; Symbian’ın yapısal reformlara ihtiyacı var, android ve iOS’in arkasında kalamazlardı. Ama gerçekten Nokia sırasıyla MeeGo, Maemo ve Belle sistemlerini duyurdu. N8’de deneyimlemiştim. Gerçekten o dönem ki Android ve iOS’tan kat be kat iyiydi. Bunlarda olmayan özelliklerde vardı ama geç kalmıştın kardeş, artık ekosistemde bunlar vardı. Ne yapsak da şu bataktan çıkarız derken daha da yanlış bir hamle yapıp Microsoft ile WindowsPhone(WP) işletim sistemine geçti(Burada üretim maliyetini Microsoft karşılayacaktı. WP’li akıllı telefonlar çıktı ancak istenilen satışı yakalayamadı. Telefonların donanımsal özelliklerine diyecek yok ama kullanılan işletim sistemi tercih edilmiyordu, sebebini ilerleyen cümlelerde yazdım. Bu söylediğim öznel bir görüş değil dostlar çünkü Microsoft Nokia’lı android orta segment bir telefon çıkararak “lan marka mı tercih edilmiyor, biz(WP) mi?” sorusunun cevabını sorguladı. Nokia’yı tanıyanlar, sağlam telefondur sıkıntı yaşamayız hem de android ile de geliyor, alınır dediler ve aldılar. Microsoft Nokia’yı aldıktan sonraki en fazla telefon adedi o zaman satıldı. Microsoft hata bizde(işletim sisteminde) diyemedi ve bunu da gururuna yediremedi. Nokia’yı bıraktı ve kendi adını taşıyan Microsoft telefonlar çıkardı ve onuda istediği gibi satamadı). Yatırım miktarı Nokia da yüzleri güldürse de ilerleyen günlerde sistemsel hatalar, WindowsPhone’a istenilen düzeyde geliştirici bulunamaması, uygulama mağazasının boş kalması da eklenmiş ve Nokia hiç tercih edilmemişti ve tamamen kepenk kapattı. Şimdi yavaş yavaş küllerinden doğmaya çalışsa da zor! Karşında Xioami, Apple, Samsung, Oppo vs. var, burada kalabilecek mi?

Ama Symbian OS tozlu raflara bırakıldı. Eski telefonlara sahip olanlar, sağdan soldan o özlem duyduğu oyunları oynamak için bulup kursa da o günlere ulaşamıyoruz. Ne eski sitelere, ne eski yıllara dönmek çok zor. Keşke o dönemleri bir defa daha yaşayabilseydim…